Bize Yazın

Sormak istediğiniz herhangi bir soru veya daha fazlası için aşağıdaki formu kullanın:

Hamzaoğlu Hukuk Bürosu Ofis Adresimiz

 Hürriyet Mh. Dumlupınar Cd. Yavuz Plaza  No:12 Kat:3 D:4
Bahçelievler, İstanbul

Telefon: (+90) 212 638 22 20

Telefon: (+90) 212 979 63 84 ( Turkcell borçlulara için direkt iletişim hattımızdır. )

WhatsApp 1: (+90) 553 255 68 24

WhatsApp 1: (+90) 539 315 66 93

    Yazılar Yükleniyor...
  • Tıbbi Malpraktis (Doktor Hatası) Nedeniyle Zarar Gören Kişinin Maddi ve Manevi Zararının Tahsili Bakımından Tazminat Davası Açması ve doktorun cezai sorumluluğu.

    Taşınmaz satış vaadi sözleşmesi, Türk Borçlar Kanunu’nda düzenlenmiş olan karşılıklı iki tarafa borç yükleyen sözleşmelerdendir. Bu sözleşme ile taraflardan biri taşınmazı satmayı, diğer taraf ise taşınmazı satın almayı borçlanmaktadır. Sözleşmenin kurulması ile sözleşmeye konu olan taşınmazın mülkiyeti el değiştirmez; mülkiyetin geçişi için ya tarafların karşılıklı olarak rızalarının uyuşması ya da mahkemeden tescil kararı alınması gerekmektedir. Bu sebeple, taşınmaz satış vaadi sözleşmelerinden doğan hak, ayni haklar kategorisinde olmayıp kişisel (nispi) haklardandır. Sözleşmenin hak sahibine kişisel hak sağlamasının sonucu ise sözleşme taraflarının sözleşmeden doğan haklarını yalnızca birbirlerine veya haleflerine karşı ileri sürebilmeleridir.

  • Taşınmaz Satış Vaadi Sözleşmenin Tapuya Şerhi ve Şerhin Sonuçları

    Taşınmaz satış vaadi sözleşmesi, Türk Borçlar Kanunu’nda düzenlenmiş olan karşılıklı iki tarafa borç yükleyen sözleşmelerdendir. Bu sözleşme ile taraflardan biri taşınmazı satmayı, diğer taraf ise taşınmazı satın almayı borçlanmaktadır. Sözleşmenin kurulması ile sözleşmeye konu olan taşınmazın mülkiyeti el değiştirmez; mülkiyetin geçişi için ya tarafların karşılıklı olarak rızalarının uyuşması ya da mahkemeden tescil kararı alınması gerekmektedir. Bu sebeple, taşınmaz satış vaadi sözleşmelerinden doğan hak, ayni haklar kategorisinde olmayıp kişisel (nispi) haklardandır. Sözleşmenin hak sahibine kişisel hak sağlamasının sonucu ise sözleşme taraflarının sözleşmeden doğan haklarını yalnızca birbirlerine veya haleflerine karşı ileri sürebilmeleridir.

  • Kira Bedelinin Belirlenmesi ( Tespit ) Davalari

    Şöyle ki, konut ve çatılı işyerine ilişkin kira sözleşmeleri, belirli süreli ise sürenin sonunda kendiliğinden sona ermemektedir. Türk Borçlar Kanunu’nun 347. Maddesinde “ Konut ve çatılı işyeri kiralarında kiracı, belirli süreli sözleşmelerin süresinin bitiminden en az onbeş gün önce bildirimde bulunmadıkça, sözleşme aynı koşullarla bir yıl için uzatılmış sayılır. Kiraya veren, sözleşme süresinin bitimine dayanarak sözleşmeyi sona erdiremez. Ancak, on yıllık uzama süresi sonunda kiraya veren, bu süreyi izleyen her uzama yılının bitiminden en az üç ay önce bildirimde bulunmak koşuluyla, herhangi bir sebep göstermeksizin sözleşmeye son verebilir.” Buna göre, konut ve çatılı işyeri kiralarında kiracı sürenin bitiminden 15 gün önce tahliye edeceğini bildirmemişse sözleşme bir yıl süre için uzamış sayılır. İşte bu uzayan kira döneminde kira bedelinin belirlenmesi gerekmektedir.

  • Kira Uyarlama Davaları

    Bir borç ilişkisinde, tarafların bu ilişkiye uygun olarak borçlarını ifa etmeleri beklenir. Bu durum ahde vefa ( pacta sunt servanda ) ilkesinin doğan bir neticesidir. Kira sözleşmesinde de taraflar sözleşmenin hükümlerine uygun olarak kararlaştırdıkları bedel üzerinden borç ilişkisini devam ettirmek zorundadır. Bu sebeple ahde vefa ilkesi gereği kira sözleşmesinde bedelin uyarlanması için, kural olarak, dava açılması mümkün değildir.

  • Konut ve Çatılı İşyeri Kiralarında Sözleşmenin Sona Ermesi

    Konut ve çatılı işyeri kiralarında sözleşmenin sona ermesi başlığı altında düzenlenen TBK m.347 hükmünün sözleşmenin sona ermesi bakımından belirli ve belirsiz süreli kira sözleşmeleri arasında ayrım yaptığı görülmektedir. Gerçekten de TBK m.347/1 hükmünün 1. Cümlesinde “belirli süreli sözleşmelerin” ibaresine yer verilerek, fıkranın, birinci cümlesinde belirli süreli sözleşmelerin sona ermesine ilişlin şartları ihtiva eden bir düzenleme olduğu ortaya konmuştur. Aynı şekilde TBK m.347/2 hükmünün “ belirsiz süreli kira sözleşmelerin” ifadesine yer verilerek başladığı ve fıkranın belirsiz süreli sözleşmelerde sözleşmenin sona ermesine ilişkin şartları ihtiva eden bir fıkra olduğu anlaşılmaktadır.