Dünden Yarına Hamzaoğlu Hukuk Bürosu

 2009 yılında Av. Mustafa Emre Hamzaoğlu tarafından kurulan Hamzaoğlu Hukuk Bürosu 2014 yılından itibaren Özel Banka ve Kurumlar ile Kamu Bankaları ve Kurumlarının sözleşmeli vekilliğini yapmaya başlamıştır. Hamzaoğlu Hukuk Bürosu bu tarihten sonra faaliyet alanı olarak icra alanında ilerlemiş, tüm personeli icra hukuku ve mevzuatının uygulanması ile banka ve kurum alacaklarının tahsilatı konusunda uzmanlaşmıştır.

Avukatlarımız

Avukatlarımız, katiplerimiz, adliye ekibimiz ve çağrı merkezimiz mükemmel bir
organizasyon yapısı ile çalışmaktadır.

Av.Mustafa Emre Hamzaoğlu

Kurucu Avukat

2004 yılında İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesinden mezun olan Mustafa Emre Hamzaoğlu İstanbul Barosu üyesidir. 5 yıl çeşitli sektörlerde iş deneyimi edindikten sonra 2009 yılında Hamzaoğlu Hukuk Bürosu’nu kurmuştur.

2013 yılında Beşiktaş Jimnastik Kurulu kongre üyesi olmuştur.

İcra İflas Hukuku, Bankacılık Hukuku ve Sigorta Hukuku alanlarında uzmanlaşan Mustafa Emre Hamzaoğlu,2019 yılında ikinci üniversite olarak İstanbul Üniversitesi Sanat Tarihi bölümüne kayıt yaptırmıştır. Sanat Tarihi eğitimi halen devam etmektedir.

Av.Sibel Kanneci Hamzaoğlu

Yönetici Avukat

2011 yılında İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesinden mezun olan Sibel Kanneci Hamzaoğlu İstanbul Barosu üyesidir.2023 yılında İstanbul Üniversitesi Türk Dili ve Edebiyatı mezunu olarak Türkolog ünvanı almıştır. İstanbul Kültür Üniversitesi Özel Hukuk alanında yüksek lisans eğitimine devam etmektedir.

Sibel Kanneci Hamzaoğlu, Sigorta Hukuku başta olmak üzere Ticaret Hukuku ve İcra İflas Hukuku alanında çalışmalar yapmaktadır.

Av. Merve Güder

Avukat

2017 yılında Karadeniz Teknik Üniversitesi Hukuk Fakültesinden mezun olan Merve Güder, 2023 yılında Ankara Üniversitesi Yönetim Bilişim Sistemleri Lisans programına başlamıştır.  2023 yılında Konkordato Komiserliği Temel Eğitimini tamamlayarak Konkordato Komiseri unvanını almıştır. İş Hukuku , Aile Hukuku ,Ticaret Hukuku, İcra ve İflas Hukuku alanlarında faaliyetlerinde bulunmuştur.
Ofisimiz bünyesinde bankacılık hukukundan kaynaklı arabuluculuk ve dava dosyalarının takibini sürdürmektedir.

Av. Oğuz Aydın

Avukat

2010 yılında Marmara Üniversitesi hukuk fakültesinden mezun olan Oğuz Aydın 2011 yılından beri İstanbul barosu üyesidir. 2023 yılında arabuluculuk eğitimlerini tamamlayarak İş Hukuku, Kira Uyuşmazlıkları ve ihtiyari arabuluculuk başvurularından kaynaklı dosyalara ilişkin arabuluculuk faaliyetlerini yürütmüştür.

İcra hukuku ticaret hukuku iş hukuku alanlarında çalışmalar yapmaktadır.

Av. Gözde Dilmaç Ertürk

Avukat

2016 yılında girdiği Beykent Üniversitesi Hukuk Fakultesi’nde eğitim süreci devam ederken 2017 yılında İstanbul Adalet Sarayı’nda icra katibi olmaya hak kazanmıştır. 2020 yılında mezun olarak icra katipliği görevinden ayrılmış avukatlık mesleğini icra etmeye başlamıştır. İcra ve İflas Hukuku, Sigorta Hukuku , Aile Hukuku , Ceza Hukuku ve İş Hukuku alanlarında uzmanlaşmıştır

Av. Melike Cengiz

Avukat

İcra Hukuku ve Alacak Tahsili

Avukatlarımız, katiplerimiz, adliye ekibimiz ve çağrı merkezimiz mükemmel bir organizasyon yapısı ile çalışmaktadır. Tüm ekibimiz koordine bir çalışma yürütürken,  borçlular çağrı merkezi tarafından bilgilendirilmekte, katiplerimiz takibimizde olan 6.000 derdest dosyanın düzenli ve detaylı işlem kontrolünü sağlamakta, avukatlarımız icra hukukuna uygun işlemleri yerine getirmektedir.

Para Alacaklarının Tahsili Nasıl Sağlanır?

Kanun gereği veya sözleşmelerden doğan borçlar, borçlu tarafından kendiliğinden bir başka deyişle borçlunun kendi rızasıyla alacaklı tarafa ödenmektedir. Olması gereken bu olmakla birlikte borçlular her zaman borçlarını kendi istek ve iradeleriyle zamanında ödemeyebilirler.

Sorunlarınız için her zaman danışmanlık alabilirsiniz..

Deneyimli kadromuz her zaman sorunlarınızı dinlemekten ve çözüm üretmekten mutluluk duyar.

Bizden Haberler ve Blog Yazılarımız

Hukuk ve adalet, şirket haberleri ve daha fazlasıyla ilgili en son bilgileri alın.

blog ikon 5

Kira Bedelinin Belirlenmesi ( Tespit ) Davalari

Şöyle ki, konut ve çatılı işyerine ilişkin kira sözleşmeleri, belirli süreli ise sürenin sonunda kendiliğinden sona ermemektedir. Türk Borçlar Kanunu’nun 347. Maddesinde “ Konut ve çatılı işyeri kiralarında kiracı, belirli süreli sözleşmelerin süresinin bitiminden en az onbeş gün önce bildirimde bulunmadıkça, sözleşme aynı koşullarla bir yıl için uzatılmış sayılır. Kiraya veren, sözleşme süresinin bitimine dayanarak sözleşmeyi sona erdiremez. Ancak, on yıllık uzama süresi sonunda kiraya veren, bu süreyi izleyen her uzama yılının bitiminden en az üç ay önce bildirimde bulunmak koşuluyla, herhangi bir sebep göstermeksizin sözleşmeye son verebilir.” Buna göre, konut ve çatılı işyeri kiralarında kiracı sürenin bitiminden 15 gün önce tahliye edeceğini bildirmemişse sözleşme bir yıl süre için uzamış sayılır. İşte bu uzayan kira döneminde kira bedelinin belirlenmesi gerekmektedir.

blog ikon 4

Kira Uyarlama Davaları

Bir borç ilişkisinde, tarafların bu ilişkiye uygun olarak borçlarını ifa etmeleri beklenir. Bu durum ahde vefa ( pacta sunt servanda ) ilkesinin doğan bir neticesidir. Kira sözleşmesinde de taraflar sözleşmenin hükümlerine uygun olarak kararlaştırdıkları bedel üzerinden borç ilişkisini devam ettirmek zorundadır. Bu sebeple ahde vefa ilkesi gereği kira sözleşmesinde bedelin uyarlanması için, kural olarak, dava açılması mümkün değildir.

blog ikon 3

Konut ve Çatılı İşyeri Kiralarında Sözleşmenin Sona Ermesi

Konut ve çatılı işyeri kiralarında sözleşmenin sona ermesi başlığı altında düzenlenen TBK m.347 hükmünün sözleşmenin sona ermesi bakımından belirli ve belirsiz süreli kira sözleşmeleri arasında ayrım yaptığı görülmektedir. Gerçekten de TBK m.347/1 hükmünün 1. Cümlesinde “belirli süreli sözleşmelerin” ibaresine yer verilerek, fıkranın, birinci cümlesinde belirli süreli sözleşmelerin sona ermesine ilişlin şartları ihtiva eden bir düzenleme olduğu ortaya konmuştur. Aynı şekilde TBK m.347/2 hükmünün “ belirsiz süreli kira sözleşmelerin” ifadesine yer verilerek başladığı ve fıkranın belirsiz süreli sözleşmelerde sözleşmenin sona ermesine ilişkin şartları ihtiva eden bir fıkra olduğu anlaşılmaktadır.